İnşaat Sektöründe İflasla Zenginlik Arasındaki İnce Çizgi


Bu makale 2015-11-15 13:38:24 eklenmiş ve 1082 kez görüntülenmiştir.
Enes Malik Çeçen

İnşaat kocaman bir dünya. Ekonominin amiral gemisi. 200’ün üzerinde sektörün bağlı olduğu bir sektör. İnşaat sektörü gerçek manada istihdam barındırmasından dolayı alt kümesi ve etrafındaki sektörleri de etkilediği için Türkiye ve tüm dünyadaki lokomotif sektörlerden birisidir. Aynı zamanda ekonomik krizlerden ilk etkilenen ve en son düzelen sektördür.

İstanbul Ticaret Odası inşaat sektörünün  sadece İstanbul'da 19.000 kobiye sahip olduğunu açıkladı. İnşaat, insanların zorunlu ihtiyaçlarını karşıladığı ve aynı zamanda yaşam kalitesini de artırdığı için önemi hiçbir gün azalmayacak bir sektördür.

Sadece binadan ibaret olmayan bu sektör alt yapı, yol, köprü, tünel, baraj gibi konuta nazaran çok daha kıymetli bölümler de içerir. Peki bu kadar devasa bir sektörde neden kurumsallaşarak iflas etmeden devam edebilen şirket sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Niçin 20 yıl önceki büyük inşaat şirketleri bugün hâlâ aynı büyüklükte iş yapmaya devam edemiyor. Oysa ki sanayi sektöründe 20 yıl önceki bir fabrikanın bugün hala devam etme şansı  gayet yüksek.

Bunun bir çok sebebi tabi ki var. En önemlisi sermaye. Sermaye bir işe teşebbüs etmeden elde tutulan varlıktır. Sanayi sektörü bir yatırım yaparken yaptığı yatırımın en az yüzde seksenini karşılayacak sermayesi olmasına geyret gösterir ve geri kalan yüzde yirmiyi borçlar ile halletmeye çalışır. Oysa ki inşaat sektöründe bu oran çok farklıdır.

Öncelikle inşaat sektörünü  ikiye ayıralım. Birincisi herkesin malumu özel taahhüt işlerini yapan inşaat müteahhitleri. İkincisi ise devletin inşaat işlerini yapan inşaat müteahhitleri. Birinci grup şirketler planladığı bir projenin yüzde yirmi kadar bir sermayeye ulaşır ulaşmaz projeye başlar. Çünkü projenin maliyetlerindeki ana giderleri azaltmak için malzemeciye ve alt taşeronlara projeden pay vermek suretiyle nakit ihtiyacını düşürür ve projenin ortalarına kadar da projenin yüzde yirmibeşini nakite dönüştürme ihtimali yüksek olduğundan toplam proje tutarının yüzde yirmisini elinde bulundurması yeterlidir.

İkinci grup şirketlerde durum daha farklıdır. Bu şirketler resmi kurumların inşaat ihalelerine girerler ve planladığı bir projenin yüzde 5-10 arası sermayeye ulaşır ulaşmaz projeyi almak için ihalelerde çarpışırlar. Çünkü resmi kurumlar yapılan bir hakedişi en geç 30 gün içinde öderler. Her ay bir hakediş yapma hakkına sahip şirketler düzenli bir şekilde aylık ödeme aldığı için çok düşük bir sermaye ile bile kendilerini çevirebilirler.

Düzenli bir ekonomide işler yolunda giderken küçük bir ekonomik kriz inşaat şirketlerini çok hırpalar. Çünkü birinci şirketler için talepte azalma meydana gelmesi satışları durdurarak şirketi uçuruma yuvarlar. İkinci grup şirketler  projeye girmeden projeyi  belirli bir fiyata yapmayı vadederler. Ufak bi ekonomik krizde malzeme fiyatlarının yükselmesi veya projeye teklif verirken binlerce detayın olduğu bir inşaatta yekün tutan detayları atlamak da ikinci grup şirketlerin korkulu rüyasıdır. Çünkü bu iki grup inşaat  şirketi de aslında boylarından büyük işlere kalkışmışlardır. Küçük sermaye ile büyük işleri çevirmeye çalışırlar.

Bu nedenlerden ötürü inşaat sektörü batanların ve uçanların çok sık yer değiştirdiği sektördür.

enes.cecen146@hotmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

evden eve nakliyat

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları

Sivas Haber - Sivas, Sivas Haberleri
© Copyright 2017 Sivas Haber. Tüm hakları saklıdır.
Teknoloji
Apple
Google
Facebook
Twitter
Spor
Fenerbahçe
Beşiktaş
Trabzonspor
Sivasspor
İlçeler
Divriği
Şarkışla
Suşehri
Yıldızeli
Politika
Adalet ve Kalkınma Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi
Milliyetçi Hareket Partisi
Büyük Birlik Partisi
Dünya
Amerika Birleşik Devletleri
Suriye
Azerbaycan